Yargının Büyük İstinaf Sorunu – Av. Murat Tezcan – Hasan Yaşar Güneş

Tarafından gönderildi: CBT Hukuk Kategori: Makaleler

YARGININ BÜYÜK İSTİNAF SORUNU

Bu haftaki yazımızda istinaf yargılaması ve getirdiği sorunlardan bahsetmek istiyoruz. Bu sorunlar uygulayıcıları işini çok zorlaştırsa da asıl zararla hak mücadelesindeki vatandaşlar karşılaşmaktadır. Şimdi vatandaşların haklarına ulaşmasında ya da haklarının tesisinde çok büyük sorunlara yol açtığını düşündüğümüz istinaf yargılamasına yakından bakalım. Makale içeriğimizi şöyle bir tablo ile özetlemeye çalıştık;

İstinaf Yargılaması Nedir?

İstinafın Kelime anlamına baktığımızda Arapça kökene sahip olduğunu ve “yeniden” anlamına geldiğini görüyoruz. Başka bir ifadeyle süreci yeniden yürütmek ve yargılamayı en baştan tekrar yapmak anlamına geliyor.

Hukuki anlamına bakacak olursak; ilk derece mahkemesinin tüm yönleri ile değerlendirdiği hukuki vakaları, istinaf mahkemesi sadece hatalı gördüğü maddi vakaları ve hukuki nitelemeleri tekrardan yargılama yaparak düzeltmesi anlamına geliyor. Başka bir ifadeyle ilk derece mahkemesinde ele alınan tüm konuları değil sadece hatalı ve hukuken verilmemesi gereken kararları değerlendirir ve bu kararlara uygulanması gereken hukuku uygulayarak yeniden karar verir.

Uygulama alanı ilk derece mahkemesinden daha dar konular olmasından dolayı sonuç olarak bir bozma kararı değil kaldırma ve yeniden karar oluşturma hakkı vardır.

İstinaf Mahkemelerinin Görevi Nedir?  

İstinaf mahkemesinin görevi; ilk derece mahkemesinin kararını tüm yönleri ile değerlendirip, maddi vakaların da hukuka uygun şekilde değerlendirilip değerlendirilmediğini tespit etmektir.

  • Eğer kararı hukuka uygun bulursa aynı şekilde bu kararı onama yoluna gidecektir.
  • Eğer bu kararı hukuka aykırı buluyorsa yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verir. Ancak istinaf mahkemesi bu kararı verirken;
  • Bazı istisnai durumlar hariç istinaf mahkemesi kararı kaldırıp yeni bir karar tesis etmek zorundadır. Ancak istinaf yargılamasındaki hakimlerin çoğunlukla Yargıtay tetkik hakimliği kökenli olmasından dolayı kararlar kaldırıldıktan sonra yeni karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesine tekrardan geri yollanmaktadır. İstinaf yargıçlarının yeni kara verme imkânı varken hatta bazı istisnai durumlar yeni delil toplama ve duruşma yapma imkânı dahi varken bu imkanları kullanmayıp tıpkı bir temyiz makamı gibi kararı kaldırıp ilk derce mahkemesine dosyayı geri yollamakta. Bu işleyiş istinaf yargısının görevini tam anlamıyla yapmadığını gösteriyor.

Hangi Davalar İstinaf Yargılamasına Tabi?

  • Öncelikli olarak ilk derce mahkemesinin el çektiği yani nihai kararları istinaf yargılamasına tabidir. Bunun istisnası ise;
  • İhtiyadi tedbir
  • İhtiyadi haciz

kararlarıdır.

Bu kararlar her ne kadar kesin karar olmayıp bir      ara   karar olsalar dahi yine de HMK hükümleri çerçevesinde itiraz yolu ile istinaf yargısına taşınabilir.

  • Şahsi hakları düzenleyen kararlar istinaf yargısına tabidir.
  • Manevi tazminat davalarının tamamı için istinaf yolu açıktır. Normalde mal varlığını ilgilendiren davalarda belirli bir miktarın üzerinde olan davalar istinaf denetimine tabiyken yasa koyucu manevi tazminat davalarını bu kuralın istisnası tutarak tümünü istinaf yargısı denetimine açmıştır.
  • Malvarlığını ilgilendiren davalarda miktar olarak her sene belirlenen alt sınırın (2021 için 5880 TL) üzerinde kalan davalar istinaf yargılamasına tabidir.

İstinaf Yargılaması Kurulurken Ne Amaçlandı?

  • Kanun koyucunun istinaf yargılamasını getirirken ki ilk ve en önemli amacı Türk yargı sisteminin en büyük sorunlarından biri olan yargılama sürelerini kısaltmaktı. Amaç Bölge Adliye Mahkemeleri ile süreci Yargıtay’a varmadan kısa sürede çözerek kesinleştirmekti.
  • İkinci amaç olarak, vatandaşların yurdun dört bir yanındaki sorunlarını Yargıtay’a varmadan kendilerine daha yakın konumda olan Bölge Adliye Mahkemeleri’nde görece daha kolay olarak çözülmesiydi.
  • Son olarak, denetim makamı olan Yargıtay’ın görev yükünü azaltarak asıl görevi olan içtihat birliğini sağlama noktasında mahkemeye kolaylık sağlamaktı. Bu noktayı ikinci amacın bir sonucu olarak düşünebiliriz.

Peki kanun koyucu bu amaçlarına ulaşabildi mi? Ne kadar başarılı oldu bir de bunu inceleyelim.

İstinaf Yargılamasının Sorunları

  • İstinaf yargılamasının en önemli özelliği kararları inceledikten sonra yeni karar verebiliyor olmasıdır. İstinaf yargılamasının bu özelliği onu temyiz yargılamasından ayırır. Ancak uygulamada, istinaf yargıçlarının yeni karar verme imkânı varken hatta bazı durumlar yeni delil toplama, duruşma yapma imkânı dahi varken bu imkanları kullanmayıp tıpkı bir temyiz makamı gibi kararı kaldırıp ilk derce mahkemesine dosyayı geri yollamaktadır.
  • Bunun sonucunda vatandaşlar istinaf mahkemesinden bir sonuç alamayıp tekrar ilk derce mahkemesine, davanın en başına, dönmüş oluyor. Bu döngünün tekrardan yaşanması tahmin edilebileceği üzere yargılama sürelerini dramatik şekilde artırıyor. Bizim tecrübelerimizden yola çıkarak istinaftan nihai kararın çıkıp temyiz sürecine tabi bir değerde davaysa bu davanın temyiz aşamasına gelmesi her şey yolunda giderse en az 5 yıl olduğunu söylemek gerekir. Bu süre minimum süre olarak değerlendirilebilir. İstinaf aşamasını geçtikten sonra temyize tabi olan davalar için temyiz aşamasıyla beraber ortalama olarak 7-10 yıl gibi yargılama sürelerle karşılaşılmaktadır. Adaletin bir özelliği de zamanında sağlanmasıdır. Geç kalan adaletin adalet olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır.
  • Bu süreler göz önüne alındığında maddi açıdan da vatandaşlar çok fazla zorluklarla karşılaşmaktadır. Dava sürecinin sonunda hükmedilen değer/ miktar yasal faiz üzerinden (2021 itibariyle bu oran %9) dava başındaki değere göre artırım yapılacaktır. Ancak 2021 yılı itibariyle yasal faiz oranlarının dahi %19 civarında olmasından dolayı vatandaşlar çok ciddi hak kayıplarına uğramaktadırlar.
  • Yargılama süresinin uzun olması haricindeki bir diğer sorun ise Bölge Adliye Mahkemelerinin yargı bütünlüğünü ciddi olarak zedelemesidir. Durum öyle bir noktaya geldi ki Bölge Adliye Mahkeme’lerinde verilen kararlarında birbiriyle yarışması ve çatışması söz konusu olmakta. Hatta bazı hakimlerin Yargıtay’ın kararlarından ziyade BAM’ın kararlarının kendileri için daha bağlayıcı olduğu gibi söylemleriyle de karşılaşılmakta. İlk derece mahkemesi hakimleri kendilerine doğrudan muhatap olarak Bölge Adliye Mahkeme’lerini görmeye başlamıştır.
  • Bu durumlar dolayısıyla aynı olaylar için her BAM’dan farklı kararlar çıkabiliyor. Bu gibi durumlarda da Yargıtay’ın içtihat birliğini sağlama görevi gitgide zorlaşıyor.
  • Bir diğer sorun ise BAM hakimlerinin kendilerini bir temyiz makamı olarak konuşlandırıp kendi içtihatlarını yaratma çabalarına girmeleridir. Bunun nedeni olarak istinaf hakimlerinin çoğunluğunun eski Yargıtay tetkik hakimlerinden oluşması ve her iki kurumunda üst yargı organı olmasından kaynaklanan (her ne kadar bir alt-üst kademe ilişkisi olsa da) psikolojik sorunlar olabilir diye düşünüyoruz. Bunun sonucu olarak da Yargıtay kararları ile çelişen birçok karar istinaf yargılamasından çıkabilmektedir.
  • Bu çekişmeler sonucunda ise hem yargılama süreleri uzuyor hem de yargı birliği bozulduğundan dolayı vatandaşlar aldıkları hiçbir karara güvenemeyecek hale geliyorlar.
  • Bu durum hukuk devletinin temelinde yatan “hukuki öngörülebilirlik” ilkesine ne kadar uzak olduğumuzu gösteriyor. Açılan her dava bir belirlilik olmadığından dolayı “şansına” açılmış bir dava edasıyla sürece devam ediyor.

Umarız bu sorun bir an önce çözüme kavuşur. Ya istinaf yargılamaları tümüyle kaldırılır ya da tam anlamıyla “istinaf yargısı” gibi çalışır ve adaletin yerini bulmasını kolaylaştırır.

Şüphesiz ki istinaf yargılamasının birçok yönü var. Biz burada dilimiz döndüğünce temel olarak yargılama sürecini ve sebep olduğu olumsuz durumları anlatmaya çalıştık. Umarız faydalı olur.

Bu makalenin içeriği Av. Murat Tezcan’a ait YouTube kanalındaki linki aşağıda belirtilen videodan alınmıştır[1]. Görsel anlatım için videomuzu da izleyebilirsiniz.                                                       

[1] http://www.youtube.com/watch?v=7WnU0xBYEGU&t=600s

Av. Murat Tezcan’ın Youtube kanalında yayınladığı videoları özetleyen bu çalışmamızı Hasan Yaşar Güneş kaleme almıştır.