SİGORTACILIK İLE DİĞER BAZI ALANLARA İLİŞKİN KANUNLARDA VE BİR KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ HAKKINDA BİLGİ NOTU – Av. Murat Tezcan

Tarafından gönderildi: CBT Hukuk Kategori: Makaleler

İlgili kanun teklifinin 1. ve 2. maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair düzenlemeler içermektedir. İlgili maddelerle, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki değer kaybı tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatı hesaplamalarına dair temel çerçeve çizilirken sigorta dışında kalan taleplerin de kapsamları genişletilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin 2019/40 E. 2020/40 K. sayılı 17/7/2020 tarihli iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlarda Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının uygulanması imkânsız hale getirilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin ilgili iptal kararı öncesinde Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmişti.

Kanun’da genel şartlara atıf yapıldığından zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlarda Kanun’da bahsi geçen 1/6/2015 yürürlük tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uygulanmaktaydı. Bahse konu genel şartların uygulanması tazminat hesaplamalarında vatandaş aleyhine birçok sonuç doğurmaktaydı. Örnek vermek gerekirse Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinde atıf yapılan 1/6/2015 yürürlük tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında yapılan 20/3/2020 tarihli değişiklik öncesinde “Sürekli sakatlık tazminatına ilişkin sakatlık oranının belirlenmesinde, sakatlık ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin mevzuat doğrultusunda hazırlanacak sağlık kurulu raporu dikkate alınır.” düzenlemesi yer almaktaydı. İlgili düzenleme uyarınca trafik kazası sebebiyle cismani zarara uğrayan kişilerin daimi iş gücü kayıplarına ilişkin alınacak adli tıp raporları, 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenmekteydi. Bu yönetmeliğin uygulanması, trafik kazaları sebebiyle zarara uğrayan, vücut bütünlükleri ihlal edilen yüz binlerce kişiyi daha da mağdur etmekteydi. Zira trafik kazası sebebiyle meydana gelen daimi iş gücü kaybı oranı, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlendiğinde gerçek duruma uygun çıkmaktayken; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre belirlendiğinde gerçek iş gücü kaybı oranının ¼’ine kadar düşebilmektedir. Trafik kazalarından doğan zararlar sebebiyle hükmedilecek tazminat miktarları da iş gücü kaybı oranlarına göre belirlendiğinden ilgili yönetmelikler tazminat miktarlarını büyük ölçüde etkilemektedir. Ayrıca hukuken de daimi maluliyete ilişkin düzenlenen raporlarda “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümlerinin esas alınmaması gerekmektedir. Nitekim özürlülük oranı ile işgücü kaybı oranının birbirinden farklı kavramlar olduğunu, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik gereğince kişinin sadece özür oranının belirlenebileceğini, işgücü kaybı oranının ise bu yönetmeliğe göre belirlenemeyeceğini belirten mahkeme kararları mevcuttur (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi’nin  2017 / 731 E. 2018 / 386 K. sayılı 12.04.2018 tarihli kararı).

Bir başka örnek ise cismani zarar nedeniyle tazminat hesaplamasında dikkate alınacak tablo ve iskonto oranına ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin ilgili iptal kararından önce Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları esas alınarak TRH 2010 tablosu ve 1,8 teknik iskonto oranına göre hesaplama yapılmaktaydı. İlgili Genel Şartlar düzenlemesi, Yargıtayın benimsediği hesaplama yöntemi olan PMF 1931 yaşam tablosunun esas alındığı hesaplama yönteminin de uygulanamamasına yol açmaktaydı. Ancak hesaplamanın bu şekilde yapılması gerçek duruma uygun olmayan tazminat miktarlarının doğmasına ve kaza sebebiyle zarar gören binlerce kişinin daha da mağdur olmasına yol açmaktadır.

Bir diğer örnek ise sigorta şirketlerinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 92/i maddesinin atıf yaptığı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A5 maddesi uyarınca geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderinden sorumluluklarının bulunmadığına ilişkindir. Bütün bu taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında bırakılması da yine trafik kazası nedeniyle cismani zarar yaşayan kimseleri mağdur etmekteydi.

Ancak Anayasa Mahkemesinin 2019/40 E. 2020/40 K. sayılı 17/7/2020 tarihli kararı ile:

  • Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “…bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” bölümünde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresi; Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı bulunması gerekçesiyle iptal edilmiştir.
  • Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesinin i bendi Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı bulunması gerekçesiyle iptal edilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin 09.10.2020 tarihli ve 31269 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan ilgili kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlarda genel şartların uygulanması imkânsız hale getirilmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından yapılan kanun değişikliği teklifinde genel şartlar düzenlemelerinin yeniden uygulama alanı bulacağı düzenlenmiştir.

İlgili Kanun teklifiyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesine yapılması öngörülen eklemelerde yine genel şartlar düzenlemelerine atıf yapıldığı görülmektedir. Buna göre destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatları, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında belirtilen iskonto oranı esas alınarak hesaplanacak ve yine sürekli sakatlık oranının tespitinde esas alınacak mevzuat zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre tespit edilecektir. Görüldüğü üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararına rağmen kanun teklifinde yine genel şartlara atıf yapılması, iptal kararını etkisiz hale getirmekte ve zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlarda idarenin takdir yetkisine göre düzenlenen genel şartların uygulanacağı sonucunu doğurmaktadır.

İlgili Kanun teklifiyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesine yapılan eklemelerle ise zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan taleplerin kapsamı genişletilmiştir. Buna göre:

  • Destekten yoksun kalan hak sahibinin, destek şahsı olan sigortalının kusuruna denk gelen tazminat talepleri,
  • Gelir kaybı, kar kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar,
  • Aracın piyasa değerini etkilemeyecek ve basit onarımla giderilebilecek hasarlar için değer kaybı tazminatı talepleri,
  • Hasar nedeniyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı tazminat talepleri,
  • 04.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki terör eylemlerinde ve bu eylemlerden doğan sabotajlarda kullanılan araçların neden olduğu ve sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri,
  • Aracın terör eylemlerinde kullanıldığını veya kullanılacağını bilerek binen kişinin ve terör ve sabotaj eylemlerinde yer alan kişilerin uğradıkları zararlara ilişkin talepler zorunlu mali sorumluluk sigortası tarafından karşılanmayacaktır.

İlgili maddede de yine trafik kazası nedeniyle cismani zarara uğrayan kimselerin gelir kaybı, kar kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi bedensel zararlarının zorunlu mali sorumluluk sigortası tarafından karşılanmayacağının öngörülmesi trafik kazası sebebiyle zarar gören binlerce kişinin mağdur olmasına yol açacaktır. İlgili kanun teklifiyle burada sayılan talepler “dolaylı talep” olarak adlandırılmış ve bu dolaylı talepler sınırlı olarak sayılmamış, örnek verme suretiyle belirtilmiştir. Uygulamada ayrıca bunun da birçok soruna yol açması, diğer bedensel zararların da dolaylı talepler kapsamına dâhil edilerek trafik kazası sebebiyle zarar gören kimselerin mağduriyetine neden olunması kuvvetle muhtemel sonuçlardandır.

Ayrıca Anayasa Mahkemesinin ilgili iptal kararında da belirtildiği üzere motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise Karayolları Trafik Kanunu’nda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmekteydi. Anayasa Mahkemesi, bu durumun zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceğini içtihat ederek bu sebebi iptal gerekçeleri arasında saymıştır. Ancak ilgili iptal kararının ardından sunulan kanun teklifinde de genel şartlar düzenlemelerine atıf yapılmaktan vazgeçilmemiş; aynı hukuki sorunların doğma ihtimaline zemin sağlanmıştır.

Sonuç olarak genel şartların uygulanması sebebiyle kazaya uğrayan kimselerin yaşadığı mağduriyetler, ilgili kanun teklifiyle giderilmemiş aksine kanun gerekçesinde de belirtildiği üzere genel şartlar aracılığıyla bugüne kadar uygulanan durumlar Kanun’a eklenmiş ve genel şartlar düzenlemeleri yasalaştırılmıştır. Oysaki uygulamada adaletsiz sonuçların doğmasına neden olan genel şartlar düzenlemelerinin tazminat hesaplamalarında esas alınmaması, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigorta şirketi tarafından ödenecek tazminatların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiillere ilişkin hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği açıktır.